DANIŞTAY KARARINA RAĞMEN ÇALIŞMALARA DEVAM

Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresinde süren maden genişletme çalışmaları, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararına rağmen sahada yeniden başlatıldı.

DANIŞTAY KARARINA RAĞMEN ÇALIŞMALARA DEVAM

Danıştay 6. Dairesi, daha önce verdiği kararda söz konusu acele kamulaştırma işleminin “istisnai şartları taşımadığına” hükmetmiş ve yürütmeyi durdurmuştu. Mahkeme, enerji üretimi ve ekonomik gerekçelerin tek başına “acelelik hali” oluşturamayacağını belirterek işlemin hukuki dayanağını askıya almıştı.

Buna rağmen sahada devam eden faaliyetlerin, yargı kararının fiilen etkisiz bırakıldığı yönünde tepkilere neden olduğu görülüyor. Köylüler ve çevre savunucuları, yaşam alanlarının yakınında süren çalışmalara karşı çıkarken, hukuki sürecin sahadaki uygulamalarla çeliştiğini savunuyor. Gelişme, bölgede uzun süredir devam eden maden genişletme tartışmalarını yeniden sertleştirdi.

Akbelen’de yaşanan süreç, bir yandan yargı kararlarıyla şekillenen hukuki mücadeleyi, diğer yandan sahadaki fiili uygulamaları karşı karşıya getiriyor. Kararın uygulanıp uygulanmayacağı ve idarenin nasıl bir adım atacağı belirsizliğini korurken, bölgedeki gerilim yeniden tırmanmış durumda.

AKBELEN’DE NELER OLMUŞTU

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy sınırlarında yer alan Akbelen Ormanı, 2019’dan itibaren bölgedeki kömür madeni sahasının genişletilmesi planlarıyla Türkiye’nin en sert çevre mücadelelerinden birinin merkezi haline geldi. Yöre halkı ve çevre örgütleri, zeytinlik alanlar ve orman dokusunun yok olacağı gerekçesiyle projeye karşı nöbet başlattı.

2021 yılında orman çevresinde başlayan kesim ve maden faaliyetleri, bölgede gerginliği artırırken köylüler uzun süre çadırlı nöbet alanında yaşamını sürdürdü. Zaman zaman jandarma müdahaleleri ve ağaç kesimlerine karşı protestolar gündeme geldi.

2023 yazında Akbelen Ormanı’nda geniş çaplı ağaç kesimlerinin başlamasıyla birlikte bölge, ülke genelinde büyük tepki topladı. Kesimlerin acele kamulaştırma kararlarına dayanması ve zeytinlik alanların da etkilenmesi tartışmaları büyüttü.

Süreç boyunca çevre savunucuları, bölgedeki termik santraller için kömür ihtiyacının orman ve tarım alanlarını geri dönülmez şekilde tahrip ettiğini savunurken; karşıt görüşler ise enerji arz güvenliği ve maden faaliyetlerinin ekonomik zorunluluk olduğunu dile getirdi. Akbelen, bu yönüyle Türkiye’de çevre, enerji ve mülkiyet tartışmalarının en sembolik alanlarından biri haline geldi.

UHA Haber Merkezi - SEZGİN AKKOYUN

EKONOMİ